|
İMAM
NEVEVİ ŞERHİ |
159 - 162 NOLU HADİS İÇİN
Bu
başlıkta yer alan ilk hadis "Abdullah b. Amr (r.a.)'ın" rivayet
ettiği "yemek yedirirsin ... selam verirsin" hadisidir. (160 numaralı
hadis) Müslümanların hangisi hayırlıdır. Allah Rasulü: "Dilinden ve
elinden (diğer) Müslümanların esen kaldığı kimsedir" buyurdu. Cabir
(r.a.)'ın naklettiği rivayet olan (161 numaralı) hadiste: "Müslüman diğer
Müslümanların dilinden ve elinden esen kaldığı kimsedir" denilmektedir.
İlim
adamları der ki: Hadisteki: "İslamın hangi hasleti hayırlıdır"ın
anlamı: Hasletlerinin, emirlerinin, durumlarının hangisi hayırlıdır, demektir
demişlerdir. Yine ilim adamlarının dediklerine göre Müslümanların hangisinin
hayırlı olduğuna verilen cevabın farklı oluşu soru soranın ve soru sorulurken
hazır bulunanların durumlarının farklı olmasından dolayıdır. İki yerden
birisinde selamın yaygınlaştırılmasına ve yemek yedirmeye ihtiyaç daha çoktu ve
bunlar daha önemli idi çünkü bunlar ihmal edilmiş, daha az önemsenmeye
başlanmıştı ve buna benzer açıklamalar yapılmıştır. Diğerinde ise Müslümanlara
eziyet etmekten uzak durmaya ihtiyaç vardı.
Nebi
(Sallallahu aleyhi ve Sellem)'in: "Müslümanların dilinden ve elinden esen
kaldığı kimsedir" buyruğu ise hiçbir müslümana sözüyle olsun, davranışıyla
olsun eziyet vermeyen kimse demektir. Özellikle elin sözkonusu edilmesi çoğu
eylemlerin onunla yapılmasından dolayıdır. Kur'an-ı Azimuşşan'da da kazanmak ve
fiiller -dediğimiz sebepten ötürü- ele izafe edilmiştir. Yüce Allah en iyi
bilendir.
Nebi
(Sallallahu aleyhi ve Sellem)'in: "Müslümanların dilinden ve elinden esen
kaldığı kimse" buyruğunun şU anlamda olduğunu söylemişlerdir: Maksat kamil
müslümandır yoksa bu nitelikte olmayan kimse hakkında İslam'ın aslının
reddedilmesi kastedilmemiştir. Aksine bu gibi ifadeler, ilim faydalı alandır.
Yahut, alim Zeyd' dir demeye benzer ki bu da mükemmel yahut sevilen kişi odur
demektir. Nitekim insanlar Araplardır, mal dediğin şey deve türüdür, denilmesi
de böyledir. Bütün bunlar bu hal sadece bunlara münhasırdır demek için değil,
bunların daha üstün olduğunu anlatmak içindir. Hadisin anlamı ile ilgili bu
açıklamalarımıza hangi Müslüman daha hayırlıdır sorusuna karşılık:
"Elinden ve dilinden (diğer) Müslümanların esen kaldığı kimsedir"
diye cevap vermesi de delil teşkil eder.
Diğer
taraftan İslam'ın ve Müslüman kimsenin kemali bunun dışında daha pek çok
haslete de bağlıdır. Özellikle sözkonusu olanların zikredilmesi bizim sözünü
ettiğimiz özel ihtiyaçtan ötürüdür. Allah en iyi bilendir.
"Tanıdığına
ve tanımadığına selam vermen"in anlamına gelince, karşılaştığın herkese
selam vermen demektir. Onu ister tanı, ister tanıma selamını çoğu kimsenin
yaptığı gibi özellikle tanıdığın kimselere vermekle kalma.
Diğer
taraftan bu genellik Müslümanlara özeldir çünkü kendisi ilk olarak kafire selam
vermez.
Hadislerden
Çıkarılan Hükümler
Bu
hadislerde birtakım önemli bilgiler yer almaktadır:
1-
Yemek yedirmeye, cömertliğe, Müslümanlara faydalı olmaya özen göstermeye, sözlü
ya da fiili olarak doğrudan ya da dolaylı bir şekilde onlara eziyet veren
hususlardan uzak durmaya (1/102) ve onları küçük görmekten kendini alıkoymaya
teşvik vardır.
2-
Müslümanların kalplerinin kaynaşması, sözbirliği etmeleri, birbirlerini
sevmeleri ve bunu gerçekleştiren işleri yapmak teşvik edilmiştir. Kadı Iyaz
(rahimehullah) der ki: Ülfet dinin farzlarından, şeriatın rükünlerinden,
İslam'ın birliğinin düzenini sağlayan esaslardan birisidir. {Devamla} der ki:
Bu hadiste tanıdığın ve tanımadığın kimselere cömertçe, karşllıkslZca selam
vermek, bunu yaparken yüce Allah için ihlasla amel etmek, yapmacık ve göze
girmek için yapmamak, ayrıca bununla beraber sürekli alçakgönüllülüğü ahlak
haline getirip, bu ümmetin şiarının yaygınlaştırılması da teşvik edilmektedir.
Yüce Allah en iyi bilendir.
Bu
baptaki rical isimlerine gelince Müslim (rahimehullah) birinci isnatta:
"Bize Muhammed b. Rumh b. el-Muhacir de tahdis etti ... Abdullah b. Amr'
dan" demektedir ki maksat Abdullah b. Amr b. el-As' dır. Müslim
(rahimehullah) bundan sonraki hadiste: "Bana Ebu't-Tahir Ahmed b. Amr
el-Mısri de tahdis etti ... Abdullah b. Amr (r.a.) ... " demektedir. Bu
iki isnattaki ravilerin hepsi de Mısırlı ve pek üstün imamlardır. Bu da Müslim'
de hatta başka kaynaklarda çok az rastlanır senetlerdendir çünkü ravilerin
tamamının Mısırlı olmaları oldukça az rastlanılır bir isnattır, ravilerinin
üstün ve değerli olmaları itibara alınacak olursa bu daha da azdır.
Abdullah
b. Amr b. el-As (r.a.)'ın üstünlüğü, fıkhı, çok hadis rivayeti, oldukça vera
sahibi ve zahid olduğu, çokça namaz kılan,' oruç tutan ve diğer ibadetleri
yapan birisi olduğu, bunun dışında daha başka türlü hayırları çokça işleyen
birisi olduğu, tamamen yazılıp kaydedilmesi imkansız derecede bilinen ve meşhur
hususlardır. Allah ondan razı olsun.
Ebu'l-Hayr'ın
adı Mersed b. Abdullah el-Yezenl'dir. Himyerlilerin bir kolu olan Yezene
nispetlidir.
Ebu
Said b. Yunus dedi ki: Ebu'l-Hayr kendi döneminde Mısırlıların müftüsü idi. H.
70 yılında vefat etti. Yezid b. Ebu Habib'in künyesi Ebu Reca olup,
tabiindendir. İbn Yunus dedi ki: Kendi döneminde Mısırlıların müftüsü idi, son
derece halim ve akıllı birisi idi. Mısır' da ilmi ilk açığa vuran, helal ve
haramdan ilk söz eden kişidir. Bundan önce Mısırlılar fiten, melahim, hayra
terğib (teşvik) hadislerini rivayet ederlerdi.
Leys b. Sa'd dedi ki: Yezid efendimiz ve alimimizdir.
Ebu
Habib'in adı Suveyd'dir. Leys b. Sa'd (r.a.)'a gelince, onun imamlığı, üstün
kişiliği, koruyuculuğu, mahareti, çağdaşlarının, cömertliği ve önderliği,
efendiliği hakkındaki tanıklığı ve bunun dışında pek güzel halleri
anlatılamayacak kadar yaygın, sayıya sığamayacak kadar çoktur. Onun üstünlüğünü
anlamak için pek büyük iki imam olan Şafii ile İbn Bu~eyr'in -yüce Allah'ın
rahmeti üzerlerine olsun- Leys, Malik'den daha fakihtir şeklindeki tanıklığı
yeterlidir. Allah hepsinden razı olsun. Bunların ikisi de Malik (rahimehullah)'ın
öğrencileri olmakla birlikte böyle bir şahirlikte bulunmuşlardır. Her ikisinin
ne kadar itkan sahibi, vera sahibi, Malik' e ne kadar saygılı oldukları, onu
halleriyle ne kadar tanıdıkları ise bilinen bir husustur. Bütün bunlarla
birlikte Malik'in ne kadar üstün bir imam, fıkhının ne kadar büyük olduğu da
bilinmektedir. Allah ondan razı olsun.
Muhammed
b. Rumh dedi ki: Leys'in geliri seksen bin dinar idi. Bununla birlikte yüce
Allah asla zekatı ona farz kılmamıştır. (2/11)
Kuteybe
dedi ki: Leys (Medine'ye) geldiğinde Malik ona Medine'nin değerli
mahsullerinden hediye gönderdi. Leys de ona bin dinar gönderdi. Leys kendi
zamanında Mısırlıların müftüsü idi.
Muhammed
b. Rumh'a gelince, İbn Yunus dedi ki: O hadiste sika ve sağlam birisidir.
Beldesi ile ilgili haberleri ve fıkhı insanlar arasında en iyi bilen idi. Bir
evde bir nikSh akdinde bulunduğu görülecek olursa, o şehrin ahalisi nikahı
kıyılan zevcenin asıl itibariyle iyi birisi olduğunu bilirlerdi.
Nesai
kendisini zikrederek dedi ki: Hiçbir hadiste hata etmemiştir. Şayet Malik'ten
hadis yazmış olsaydı, onu Malik'in arkadaşları arasında birinci tabakacia.
kaydedecektim. Başkaları da ondan övgüyle söz etmiştir. Allah en iyi bilendir.
Abdullah
b. Vehb'e gelince, onun da ilmi, veraı, zühdü, hıfzı, sağlamlığı (itkanı),
çokça hadis rivayeti, Mısırlıların ona itimadı ve Mısırlıların ve etrafında
bulunanların rivayet ettikleri hadislerin onun etrafında dönüp durduklarını
haber vermeleri ve benzeri bütün hususlar bu ilmin imamlarının kitaplarında
bilinen ve meşhur bir husustur. Malik b. Enes (r.a.)'dan onun mektup yazıp da
fakih olduğundan söz ettiği İbn Vehb (rahimehullah)'ın dışında hiçbir kimse
yoktur.
Amr
b. Haris de kendi zamanında Mısır halkının müftüsü ve onların Kur'an okuyucusudur.
Ebu Zur'a (rahimehullah) dedi ki: Zamanında hıfz bakımından benzeri yoktu. Ebu
Hatim dedi ki: Kendi çağında insanların en iyi hafızı idi. Malik b. Enes dedi
ki: Amr b. Haris dalgıçın çıkardığı bir incidir. Ayrıca: O şanı pek yüksek
birisidir demiştir. İbn Vehb dedi ki: Ben 370 üstattan hadis dinledim ama Amr
b. Haris'den daha haflZını görmedim. Allah'ın rahmeti üzerine olsun. Allah en
iyi bilendir.
Bundan
sonraki senette geçen "Ebu Asım, İbn Cureye'den, o Ebu'zZubeyr'den"
senedinde geçen Ebu Asım ed-Dahhak b. Mahled'dir. İbn Cureye ise Abdulmelik b.
Abdulaziz b. Cureye'dir. (2/12) Ebu'z-Zubeyr de Muhammed b. Müslim b.
Tedrus'dur. Bunlara dair açıklamalar daha önce geçmişti.
Son
senette "Ebu Burde b. Abdillah b. Ebu Burde b. Ebu Musa, Ebu Burde'den, o
Ebu Musa'dan" denilmektedir. Birinci Ebu Burde'nin adı Bureyd'dir. Diğer
rivayette onun adını vermiştir. İkinci Ebu Burde'nin adı hakkında ise ihtilaf
vardır. Cumhur, adının Amir olduğunu, Yahya b. Main ise ondan nakledilen iki
rivayetten birisinde -cumhurun dediği gibi- Amir olduğunu, diğerinde ise HSris
olduğunu söylemiştir.
Ebu
Musa ise Ebu Musa el-Eş' ari (r.a.)'dır. Adı Abdullah b. Kays'dır. Bu gibi
isimleri bu şekilde hatırlatınamızın sebebi -her ne kadar bu, ilim ehli
kimseler için bunlar ayrıca belirtilmesine ihtiyaç bulunmayan açık ve oldukça
bilinen hususlardan ise de- bu kitabın sadece üstün fazilet erbabına özel
olmayışından dolayıdır. Aksine bu kitap bu ilim dalında belli bir yer edinmemiş
kimselere faydalı olmak için ortaya konulmuştur. Yüce Allah doğruyu en iyi
bilendir.